Floxia Paris Cilt Bakımı
Keramine H Saç Bakımı
Dermokozmetik
Doğal Kozmetik
Doğal Sağlıklı Yaşam
Kozmetik
Bitkisel Ürünler
Anne ve Bebek
Ağız ve Diş Sağlığı
Balık Yağı
Cinsel Sağlık
Cilt Sağlığı ve Güzelliği
El ve Ayak Sağlığı
Erkek Bakımı
Kadın Bakımı
Kilo Aldırıcı Ürünler
Medikal Ürünler
Parfüm Deodorant
Saç Bakım Markaları
Saç Sağlığı
Sigara Bıraktırıcılar
Sporcu Sağlığı
Vitamin ve Mineraller
Zayıflama ve Diyet
Günün Ürünleri

E-posta listemize kayıt olup sitemizde yapılan kampanyalardan haberdar olabilirsiniz

Anasayfa >
HABERLER
Karın Şişliğine Ne Yapmalı? 05/07/2008

Karnınızdaki şişkinlik genellikle mide ve bağırsaklarda gaz birikmesi ile ilgili bir durumdur ve bunu takip eden süreç biraz ağrılıdır. Bu durumu ancak gaz çıkararak sona erdirebilirsiniz. Karın şişkinliğine bir çok şey sebep olabilmekle beraber bunlardan bazıları yağlı besinlerin hazım zorluğu, stres, endişeli ruh hali, sindirim sistemindeki enfeksiyonlar gibi sebepler olabilir.

Gaz nedeniyle oluşan şişkinliğe karşı ne yapmalı?

1. Her yutkunmamızda bir miktar hava yutarız ve bu durum hızlı yediğimizde, heyecanlı ve stresli olduğumuzda, sakız çiğnerken, kamışla bir şeyler içerken artabilir ve bu hava bağırsaklarımızda gaz oluşmasına sebep olur.

2. Sebze ve meyveler, tahıllar ve baklagiller sağlıklı lifler bakımından son derece zengindir. Buna rağmen gaz şikayetiniz varsa bu besinleri tüketirken daha dikkatli olun özellikle çiğ tüketmemeye özen gösterin.

3. Bazı durumlarda bağırsak hareketlerini arttırmak adına lif takviyeleri de ani ve fazla gaz oluşturabilir. Bira gibi gazlı içecekler de gaz üreticilerindendir.

Eğer şişkinliğiniz geçmiyorsa doktor kontrolüne geçmelisiniz.

Karın şişkinliğinden kurtulmak için:

1. Soğan, brüksel lahanası, karnabahar, brokoli, kuşkonmaz, armut, sakız, bira, sütten bir süre uzak durarak bu besinlerin sizde karın şişliğine sebep olup olmadığını anlayabilirsiniz.

2. Yapay tatlandırıcılardan uzak durun.

3. Küçük porsiyonlarda yemek yemeye alışmaya çalışın. 3 ana 3 ara öğün kuralını hayatınıza geçirin.

4. Yemekleri küçük lokmalar halinde yemeye gayret edin. Aceleniz varken, heyecanlı veya stresli olduğunuz anlarda yemek yememeye özen gösterin.

5. Diş sağlığınıza daha fazla önem verin.

6. Sigarayı bırakmaya gayret edin zira bu daha fazla hava yutmanıza sebep olur


Yazan: Dogalecza.com

Kelliğin de Çözümü Var! 21/11/2007

Kelliğin de çözümü var

Prof. Dr. Memişoğlu, kozmetikler ve ilaçlarla saçları korumanın mümkün olduğunu söyledi.

 
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamdi Memişoğlu, ''Ailesinde kellik bulunanlar, dökülmeyi ilk hissettiklerinde bir dermatoloğa başvurup, tedavi ürünlerini kullanmaya başlamalı'' dedi.

ÇÜ Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamdi Memişoğlu, yaptığı açıklamada, saç dökülmesinin hem erkekler hem de kadınlar için önemli bir sorun olduğunu, ancak gelişen tıp imkanlarının soruna çare bulduğunu belirtti.

Saçlar döküldükten sonra uygulanan saç ektirme gibi birkaç bin YTL'ye yapılan tedavilerin zahmetli ve pahalı olduğunu vurgulayan Memişoğlu, son yıllarda çıkan kozmetik ürünler ve ilaçlarla saçları korumanın mümkün olduğunu söyledi.

Memişoğlu, söz konusu ürünlerin çoğu kişide dökülmeye karşı olumlu sonuçlar verdiğini anlattı. Memişoğlu, ''Özellikle ailesinde kellik bulunanlar, dökülmeyi ilk hissettiklerinde tedavi ürünlerini kullanmaya başlamalı. Ancak, bu ürünler bir arkadaş ya da yakının tavsiyesiyle eczaneden alınmak yerine bir dermatolog tavsiyesiyle kullanılmalı'' dedi.

ÜRÜNLERİN ÖZELLİKLERİ

Memişoğlu, söz konusu ürünlerin sürülenler, şampuanlar ve ilaçlar olarak üç grupta toplandığını, bunların birlikte kullanıldığında daha etkili olduklarını belirtti.

İlk gruptakilerin saç derisine masajla sürülerek, saç tellerinin ve köklerinin beslenmesini sağlayan ve ampul şeklinde satılan ürünler olduğunu kaydeden Memişoğlu, genellikle yılda iki kez 1 ay süreyle kullanılan bu ürünlerin saçların güçsüzleşerek dökülmesini engellediğini kaydetti.

İlaçların ise tablet şeklinde olduğunu ve besleyici özellikli ve hormonal olarak iki türü bulunduğunu söyleyen Memişoğlu, şöyle devam etti:

''Besleyici özelliktekilerin içeriğinde yeşil çay ekstresi, üzüm çekirdeği, buğday özü gibi bitkisel ürünler bulunuyor. Bunlar, saçların güçlenmesini ve dayanıklı hale gelmesini sağlıyor. Hormonal içerikli olanlar ise dökülmeye neden olan hormonal değişimleri düzenliyor. Hormonal ilaçların tek olumsuz etkisi, kullanan kişilerin yüzde 1-2'sinde cinsel istekte azalma meydana getirmesi.''

Memişoğlu, saç dökülmesine karşı olan şampuanların da normal şampuanlardan daha hassas formüle sahip olduğunu ve özellikle sık yıkanan yağlı saçların şampuan nedeniyle gördüğü zararı önlediğini, ayrıca besleyici özellikleri de bulunduğunu sözlerine ekledi.

A.A

Yazan: Editor

Saçınızı Sevin ve Gürleştirin 19/11/2007

Saçımı Neden Sevmeliyim?

Saç insanoğlunda canlı bedenin en önemli aksesuarlarındandır. İnsanın özgüveni yakalamasında ve düzgün psikolojiye sahip olmasında saçımız temel etkenlerden birisidir. Bu nedenlerle saçımızı öncelikle sevmemiz sonra onu çok iyi korumamız daha sonrada güçlendirmemiz ve gürleştirmemiz gerekir.

Öncelikle herhangi bir hastalık olmadan neden saçımız dökülür sorusuna bir cevap vermemiz gerekir.

Saçım Neden Dökülür?

Bilindiği gibi sıradan saç dökülmesi genellikle erkeklerde görülmektedir. Erkeklik hormonunun adı "testosteron" dur. İşte bu hormon saç dökülmesi ile çok yakından ilgilidir. Saçın deri altında bulunan bağlı olduğu köklere "folikül" denir ki tıpkı soğan yumrusu gibidir. Testosteron hormonu, saç foliküllerindeki yağ bezlerinde bulunur. "Tip II 5-alfa redüktoz” enziminin yardımıyla DHT'ye (dehidrotestosteron) dönüşür. Bilim adamları artık, kan dolaşımında bulunan testosteron miktarının değil, kafa derisindeki foliküllere bağlanan DHT (dehidrotestosteron) seviyesinin saç kaybını belirlediğine inanmaktadırlar. DHT (dehidrotestosteron) saç köklerini küçültür ve bu da sağlıklı saçın yaşamasnı imkansız hale getirir.

Doğal olarak kadınlarda, erkeklere göre daha az neredeyse yok denecek miktarda testosteron bulunmaktadır. Fakat kullandığı ilaçlardan, hormon üreten bir büyümeden yada başka bir problemden dolayı bir kadının vücudunda bu hormondan (testosteron) normalden fazla miktarda bulunuyorsa, bu kişide erkek tipi kellik olması doğaldır.

Kadın ve erkekte olan saç dökülmelerinin ortak bir tarafı vardır.Her iki cinste de eğer saç dökülmesi varsa mutlaka altında yatan tıbbi bir neden vardır. Bayanlarda hormonal değişiklikler saç dökülmesinin en sık görülen nedenlerindendir. Çoğu kadın hamilelikten veya doğum kontrol haplarını kullanmayı bıraktıktan sonra saçlarının dökülebileceğinin farkında değildir.

Bayanlarda, kafa derisinde oluşan yaralara bağlı dökülmelerde görülmektedir. Ayrıca bayanlarda, fiziksel stres, duygusal stres, cerrahi müdahaleler, şiddetli hastalıklar, anemi, ani kilo kaybı, zihinsel hastalıklarında saç dökülmelerine sebep olduğu bir gerçektir .Bilinçsiz ilaç tüketimi, özellikle yüksek doz A vitamini, kan basıncını düzenleyen ilaçlar ve diyete bağlı olarakta, bayanlarda saç dökülmesi çok rastlanan durumdur. Menepoz ve adet dönemleri gibi nedenler saç dökülmelerine yol açabilmektedir.

Kadınlarda kısmen androjen hormonunun formu olan testosteron hormonu ve bu hormon tıpkı erkeklerde olduğu gibi 5-alfa-redüktoz enziminin kimyasal bir reaksiyonla dehidrotestosteron (DHT) dönüşmesiylede bayanların saç köklerinde tahribatlar meydana getirmeye, saç tellerinde incelmeye ve en sonunda da saç köklerini yok ederek kelliğe neden olur.

İşte tüm bu sebepler dolayısıyla ve Androjen (testosteron) hormonuna bağlı olarak erkek tipi saç dökülmelerinde olduğu gibi kadın tipi saç dökülmelerinde de KERAMINE H doğal serum ve şampuanı oldukça etkilidir.

Bilinen odur ki,kellik daha fazla kelliğe yol açmaktadır. Kelleşen bölgelerde bulunan saç foliküllerindeki yağ bezleri büyür. Testosteron folikülleri (saç kökleri) öldüren DHT' ye (dehidrotestosteron) dönüştüren enzimler bu yağ bezlerinde olduğundan, kelleşen bölgelerdeki bu büyümüş yağ bezlerinde, folikülleri (saç kökleri) daha da güçsüz hale getirmeye hazır bol miktarda enzim sürekli olarak bulunur. Yağ bezlerinin hareketi, dolaşımdaki hormon miktarının (testosteron) artmasıyla da hız kazanır.

Hormonlar sabit değildir.Bazı erkeklerdeki testosteron seviyesi 30 yaşından sonraki her on yılda %10 düşer.Testosteron seviyeleri sonbaharda zirveye ulaşır ve ilkbaharda en düşük seviyesine iner. İlkbahardaki düşük seviyede, saçlar en hızlı uzamayı kaydeder. Sonbahara doğru testosteron seviyesi arttıkça, saç kaybı da artar. Sonbaharda ilkbahardakinin iki katı kadar saç kaybı olur. Hem erkekler hem kadınlar aynı mevsimsel saç uzama döngüsüne sahiptirler.

Erkek tipi kelliğin (mekanizmasını hormonlarla ilgili olarak açıklamıştık) önlenmesinde ve tedavisinde bitki ve besleyici maddelerin oldukça etkili olduğu kanıtlanmıştır.Bu ürünler tek başlarına yada tıbbi ilaçlar ve saç transplantasyonu (saç ekimi) ameliyatı gibi diğer yaklaşımlarla birlikte kullanılabilirler. Mesela " African Kigelia " olarak adlandırılan bitki özü saç kaybını önler ve DHT'nin (dehidrotestosteron) saç folikülleri tarafından alımını azaltarak saçın tekrar çıkmasını sağlar. " African Kigelia " saç foliküllerini öldüren DHT'nin (dehidrotestosteron) saç foliküllerindeki reseptör bölgelere bağlanmasını önler. " African Kigelia " kullananların yaklaşık %90'ında genellikle 4-6 hafa içinde etkili olur.

Saçıma Nasıl Bakacağım?

Şekil verme adına saçımıza yaptığımız işlemlerin çoğu ona zarar verir. Saç aşırı veya sert fırçalanmaktan, güneş, rüzgar ve klora maruz kalmaktan ve hatta düzenli olarak saçı sıkıca çeken modeller uygulamaktan dolayı kırılabilir yada zarar görebilir. Saçınızı nasıl taradığınız yada fırçaladığınız, saç sağlığı açısından önemlidir. Saçınızı tararken kafa derisinden başlayın ve foliküllerindeki yağın her bir tel boyunca tamamen dağıtıldığından emin olun. Ters yöne taramak yada saçı didiklemek ona zarar verebilir ve ihtiyacı olan ve düzenli tarama ile dağılan yağı almasına engel olur.

Saç spreyleri, jöleler, köpükler ve diğer şekil verme ürünleri, genellikle alkol ve başka kimyasallar içerdikleri için saçınızı kurutabilir ve zarar verebilirler. Doğal bileşenlerden oluşan ürünler saçınız için daha sağlıklıdır.

Saç kremleri saçları nemlendirir ve protein eklerler ama saçın iç kısmına nüfuz etmezler. Kremler saçı fırçalama ve şekil verme sırasında kırılma ihtimalini azaltacak biçimde yumuşak ve esnek bir hale getirerek korur ve güçlendirir. Nem sağlıklı saçın temelidir. Şampuanla yıkadığınızda saç nemi sudan alır. Eğer doğuştan kuru saçınız varsa, kuru saçlar için özel olarak geliştirilmiş, şampuan içeren nemlendiriciler kullanabilirsiniz. İkisi bir arada kremli şampuanlar çok ağır ve kaygan olabilir. O yüzden saç tipiniz nasıl olursa olsun ayrı şampuan ve ayrı krem kullanın. Eğer saçınızı yeterince sık şampuanlamazsanız, kir, yağ ve şekil verme ürünleri, hava kirliliği, duman ve gündelik hayattan kalan diğer artıklar birikerek saç foliküllerini tıkar, besinlerin saç derisine ulaşmasını engeller ve sonuçta saç düzgün bir şekilde uzamaz.

Islak saçın esnemesi, dolayısı ile de zarar görmesi daha kolaydır. Dolaşmış ıslak saçı parmaklarınızla, yada seyrek dişli bir tarakla açın, fırça kullanmayın. Saçınız kısa ve yağlı ise, onu her gün şampuanla yıkayın. Daha uzun ve normal yada kuru ise onu iki günde bir yıkayabilirsiniz. Şampuandan sonra daima krem kullanın.

Saçı dalgalı yada kıvırcık yapan permalar yada saçı düzleştirici işlemler saç tellerindeki belli moleküler bağları çözer ve sonra onları değişik bir düzenlemeyle tekrar bağlayan bazı kimyasallar kullanarak etkili olurlar. Bu kimyasallar saça zarar vermekle kalmaz, doğru bir şekilde kullanılmaz yada çok sık kullanılırlarsa saçın dökülmesine de neden olabilirler.Ciddi folükül hasarı olmamışsa ki çok nadir bir durumdur saç tekrar çıkacaktır.

Sürekli olarak, kan dolaşımını kesecek kadar sıkı bir şapka giymiyorsanız, şapka saç kaybına neden olmaz. Bununla birlikte gözenekleri tıkayabilecek ter, kir ve cilt partikülleri saça zarar verebilir. Normal ayarda çalıştırılan saç kurutma makinesi saç kaybına neden olmaz. Fakat yüksek ayarda çalıştırılır ise sonradan dökülecek şekilde saçı kurutabilir, yakabilir ve zarar verebilir. Dökülen saçın yerini, uzama dönemi esnasında folikülden (saç kökü) çıkacak yeni saç alır.

Azalan Saçları Şekillendirmek İçin Neler Yapabiliriz?

İnce yada azalan saçları, yada transplantasyonla (saç ekimi) ekilmiş saçları daha dolgun göstermek için birkaç kolay yol vardır.

Bunlar:

-Hacmi artıran ve dokuyu geliştiren dolgunlaştırıcı şampuanlar kullanın.

-Saçınızı şampunlamadan önce kremleyin böylece, krem saçınızı düzleştirmeden ve sindirmeden onun bütün avantajlarından faydalanabilirsiniz.

-Saçlarınızı her gün şampuanla yıkayın. Saçınızı sadece 1 kere şampuanlamanız yeterlidir. Saçınızı kurutabileceği için 2.kere şampuanlamaya gerek yoktur.

-Saç kurutma makinesini düşük ayarda kullanın. Bu saçınıza hacim katar ve şekil vermenizi kolaylaştırır.

-Saçınıza köpük yada jöle sürmeyin. Bu saçı sindirerek daha az görünmesine neden olur.

-Köpük yada jöle yerine iyi bir saç spreyi yada sabitleyici kullanın. Saçı tamamen kuruttuktan sonra, sprey ile hafifçe nemlendirin, kurutun, tarayın ve istediğiniz gibi şekil verin ve tekrar sprey sıkın. Bu saçınızı kontrol altında tutarken dolgun görünmesini de sağlar.

-Eğer saçınız ön kısmı incelmiş yada seyrelmişse bu bölgenin rengini açmak yada bu bölgeye vurgu yapmak, incelen bölgenin daha az fark edilmesini sağlar. Özellikle saç ve cilt renginiz arasındaki kontrast fazlaysa, boyayla bu kontrast azaltılmış olur. Bu yöntem,saç ve cilt rengi koyu olanlara önerilmez.

Saçımı Seviyorum, Keramine H Kullanıyorum…

YENİ MÜJDE : "Keramine-H" İtalyan SOCO Sociate firmasının ürettiği doğal içerikli saç ilacıdır. 2 formu var. Hem saç dökülmesini durdurucu serum formu hem de saç dökülmesini önleyici şampuan formu. Her iki formu birlikte kullanılmaktadır. Şampuanla saç yıkanıp, serumu uygulamak için hale gelmektedir. "Keramine-H"ın etki mekanizması yukarıda anlattığımız gibi erkeklik hormonu testosteronun, saç foliküllerindeki "TİP II 5-alfa-redüktoz" enzimin yardımıyla saçları döken DHT'nin (dehıdrotestosteron) sentezini önleyerek, saç dökülmesini önlemesi ve içeriğindeki etkili doğal aktif bileşenler sayesinde folikülleri (saç kökleri) harekete geçerek yeniden güçlü bir şekilde saç çıkmasını sağlaması şeklindedir. "Keramine-H" Türkiye'ye ilk defa OMEB GRUP tarafından ithal edilmiştir. Yani OMEB GRUP, saçın 1 numaralı doğal ilacı "Keramine-H"ın Türkiye distribütörüdür. Eczanelerde satılmaya başlanan Keramine-H'ın güçlü etkisi saçlarını seven insanlarımız tarafından konuşulmaktadır

Yeniden saç sağlığınız için heyecanlanmamak elde değil.

KERAMİNE-H İÇERİĞİNDEKİ BİTKİLERİN ETKİLERİ:

1- African Kigelica : Erkeklerde ve kadınlarda Androjenin (testosteron) kimyasal bir reaksiyon 5-alfa-redüktoz enzimi yardımıyla saç dökülmesine asıl neden olan dehidrotestosterona dönüşümünü engelleyerek saç dökülmesini ve dolayısıyla kelliği önler.
2- Sage: Saç kökü folikülleri her birinden birçok saç telinin çıkmasını sağlayan, saçı gürleştiren ve stabilitesini (dayanıklılığını) artıran çok etkili bir bitkidir.
3- Red Pepper (Kırmızı biber) : Saçları besleyen ve çıkmasını, gürleşmesini sağlayan saç kökü dediğimiz folikülleri uyarıcı ve canlandırıcı özellikleri olan bitkidir.
4- Nettle (Isırgan): Saçlarımızın çıktığı saç foliküllerini besler, mineral takviyesi yapar, ve saç çıkışını uyarıcı etkisiyle saç sağlığımız için vazgeçemeyeceğimiz bitkidir.
5-Gingo Biloba: Bu harika bitki,saçlarımızın çıktığı, saç kökü foliküllerini, damarları ve kılcal damarları genişleterek kanın bolca gitmesini sağlayarak, saçın fizyolojik olarak canlanmasını ve büyümesini sağlayak saç dökülmesini ve kelliği önler.
6- Cinnamon: Bildiğimiz tarçın bitkisidir. Saç derisini stabil (dayanıklı) hale getirerek, saçların dökülmesini önler.
Vitamin PP: Diğer adı ile B3 vitamini. Saç derisinin ve foliküllerin sağlıklı kalmasına destek verir. Böylece saç dökülmesini önler ve yeni saçların çıkmasını sağlar.


Tıklayınız Yazan: Editör

Erkeği Sağlıklı Yapan 21 Ürün 22/09/2007

Erkeği sağlıklı yapan 21 ürün

Sağlık için çok önemli rol oynayan ürünler var.

İşte her türlü konuda erkekleri sağlıklı yapan 21 mucize ürün.


Bitkisel sıvı yağlar, yağlı tohumlar, tam tahıllar ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunan E vitamini yağda eriyen antioksidanlar...

Araştırmalar, destek ürünlerin erkek sağlığında önemli rol oynadığını gösteriyor. Ancak bu ürünlerin tüketimi kişinin beslenme, yaş, cinsiyet, kilo, boy, yaşam biçimi ve sağlık durumuna göre değişiyor.

Bazıları üreme sistemi ve prostata, bazıları seksüel güce, bazıları ise kas iskelet sistemine iyi geliyor. Saw Palmetto, çinko, maca, likopen gibi desteklerin özellikle erkek sağlığında etkili olduğunu söyleyen Taylight Sağlık Merkezi’nden Diyetisyen Berrin Yiğit, “İstenen etkinin sağlanması için bu ürünler mutlaka uzman kontrolünde kullanılmalı, gelişigüzel tüketilmemeli” diyor. İşte erkek beslenmesinde etkili olan destek ürünler ve özellikleri.

Vitaminler

C Vitamini


Pek çok sebze ve meyvede bulunan en etkili antioksidanlardan biri olarak bilinen C vitamini kemik, eklem ve damar sağlığı için önem taşıyor. Serbest radikalleri nötralize edebilen, bazı kanser türleri ve kalp hastalıklarını önleyebilen C vitamininin, kişisel ihtiyaçlara göre değişmekle birlikte günde 200-2000 mg arasında bölünmüş dozlarda alınması önerilir.

E Vitamini

Bitkisel sıvı yağlar, yağlı tohumlar, tam tahıllar ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunan E vitamini yağda eriyen antioksidanlar familyasından sayılmaktadır. Başta kalp damar hastalıkları, kanser türleri, Alzheimer, katarak oluşumunda etken olan serbest radikalleri nötralize eden, prostat sağlığının korunmasında etkili olan, bağışıklık sistemini güçlendiren bir vitamin.

D3 Vitamini

Yumurta, yağlı balıklar ve balık ciğerinde bulunan D vitamini, doğal hali deride sentez edilmektedir. Prostat kanserini önleyici ve tedavi edici olan D 3 vitamini,bağışıklık sisteminin korunması ve kemik sağlığı için önemlidir. Günde 400-1000 IU arasında önerilir.

Folik asit

Diyetisyen Berrin Yiğit, destek ürünlerin uzman kontrolünde kullanılması gerektiğini söylüyor.

Yeşil yapraklı sebzeler, turunçgiller, zenginleşmiş tam tahılllarda bulunan bir çeşit B vitamini olan folik asit anne sağlığı kadar erkekler için de önemli. Kanser, kalp hastalıkları ve felce neden olabilecek kan homosistein seviyelerinin düşürülmesinde, kan basıncında ve ruhsal dengede etkilidir. Günde 400 ile 1000 mikrogram olarak, tercihen B12 vitamini ile alınması tavsiye edilir.

B12 Vitamini

Deniz mahsulleri, yumurta, kümes hayvanları, süt ürünleri ve kırmızı et gibi hayvansal kaynaklı besinlerde bulunan B12 vitamininin eksikliği genellikle vejeteryanlarda gözlenir. Öte yandan mide asidinin azalmasına bağlı olarak, yaşı ilerlemiş kişilerde de görülebilmekte. B12 vitamininin eksikliğinde Demir yetersizliği, sinir sistemi tahribatı, depresyona eğilim, alzheimer ve kanser riski artabilir. Bu vitaminin Günde 100 ile 500 mikrogram alınması önerilir.

Mineraller

Çinko


Kabuklu deniz ürünleri, kırmızı et, yumurta, yağlı tohumlar ve kuru baklagillerde bulunan çinko üreme sistemi ve prostat sağlığı için önemli bir mineral. Atletik performansı ve direnci artırabilen, bağışıklık sistemini güçlendiren, yara iyileşme sürecini kısaltabilen, yaşa bağlı makula dejenerasyonuna iyi gelen çinko günde ortalama 25 ile 75 mg yemeklerle birlikte alınmalıdır.

Bakır

Tavuk ürünleri, kuzu, balık, istiridye, kuru baklagiller, yağlı tohumlar, kayısı ve yağlı peynirlerde bulunan bakırın eksikliğinde yüksek kolesterol, yorgunluk, gecikmiş yara iyileşmesi, enfeksiyonlara yatkınlık gözlenebilir. Günde 1 ile 4 mg alınması gerekir.

Selenyum

Organ etleri, kırmızı et, deniz ürünleri, sarımsak, maya ve özellikle Brazilya fındığı gibi yağlı tohumlarda bulunan selenyum, prostat kanseri riskini azaltır, bağışıklık sistemini güçlendirir, viral enfeksiyonlara karşı direnci artırır ve kardiyovasküler sistemi kuvvetlendirir. Günde 200 ile 400 mikrogram önerilir.

Magnezyum

Tam tahıllar, yağlı tohumlar ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunan magnezyum, strese karşı direnci artırmaya, yükselmiş kan basıncını düşürmeye, kalp ritimlerini stabilize etmeye, şeker hastalığı tedavisine, kemik sağlığına, astım ve migren tedavisine destek sağlayabilir. Günde ortalama 300 ile 600 miligram yemeklerle birlikte alınabilir.

Esansiyel yağ asitleri

EPA ve DHA


Balık yağından elde edilen esansiyel yağ asitleri soğuk sularda yaşayan somon, ton gibi balıklardan elde edilir. Prostat rahatsızlıkları ve bazı kanser türlerinde etkili olabilen elzem yağ asitleridir. Ayrıca kan basıncı ve kan trigliserid değerlerini düşürümesi, kan akışkanlığının artırıması, kalp ritimlerini akort etmesiyle bilinen bu yağlar, kalp krizi ve inme riskini azaltıcı rol oynar. Vücuttaki inflamasyonu azaltabilen omega 3’ler alerjiler, bağışıklık sistemi ve alzheimerın önlenmesinde de etkilidir. Günde ortalama 500 ile 1500 mg EPA, 300 ile 1200 mg DHA alınması önerilir.

Tonalin CLA

Bir tür esansiyel yağ asidi olan linoleik asitten elde edilen CLA süt ve süt ürünleri ile kırmızı ette doğal formlarda bulunur. Ancak vücut geliştirme ve yağ kaybına destekleri için belli oranlarda tüketilmesi gerekir. Depolanmış yağların azaltılmasında ve yağsız kas kitlesinin artırılmasında önemli rol oynayabilen CLA günde ortalama 1250 mg. tek kapsül olarak tüketilebilir.

Bitkiler

Sarımsak


Öz halinde tabletlerle alınabilen sarımsak prostat, kolon ve mide kanserlerinin önlenmesinde, kan basıncı ve kolesterol seviyelerinin dengelenmesinde etkilidir. Kanı sulandırıcı etkisi vardır, kalp krizlerini önleyebilir ve barsak florasını canlandırır. Günde ortalama 1ile 6 mg sarımsak özü veya 500 ile 1500 mg donmuş kurutulmuş sarımsak tozu tavsiye edilir.

Saw palmetto (cüce palmiye)

Güneydoğu Amerika sahillerinde yetişen cüce palmiye ağacından elde edilen bitki özü, kötü huylu prostat büyümesinin önüne geçmede etkilidir. Libidoyu artırıcı etkisi bulunan ve saç uzamasına yardımcı olan bitkinin günde 160 ile 320 mg alınması önerilir.

Maca

Turp ailesinden gelen, Ant dağlarında geleneksel olarak toplanan maca bitkisi dayanıklılığın artırılması, azalmış libido ve ereksiyon problemlerinin iyileştirilmesi, atletik performansın ve bilişsel becerilerin zenginleştirilmesinde yardımcı olabilir. Günde ortalama 1,5 ile 6 mg organik toz halinde alınmasında fayda vardır.

Rhodıola

Rusya ve İskandinav ülkelerinde sıklıkla direnç kazanmak, sinir sistemi bozukluklarına yarar sağlamak, enfeksiyonlara karşı destek vermek amaçlı kullanılan adaptojenik, antidepresan etkili bir bitkidir. Erkek seksüel toniği olarak bilinen bu bitki, kronik stresle mücadele, mental performansın artırılmasında kullanılabilmektedir. En önemli özelliklerinden biri erken etki gösterebilmesidir. Bitkisel destek ürünlerden cevap almak için genelde 4 ile 6 hafta düzenli kullanım gerekirken Rhodiala 2 ile 4 haftada yanıt vermeye başlayabilir. Günde ortalama kök tozu halinde 100 mg, kök ekstresi olarak 250 mg tavsiye edilir.

Ashwaganda

Hindistan’da yetişen vücut toniği olarak tanınan bitki, Hint Ginseng’i olarak da bilinir. Yaşlılığa bağlı belirtileri azaltmaya yönelik iyi bir tonik olan bitki, stress, kanser ve enfeksiyonlara karşı dayanıklılık kazanmada etkilidir. Uykusuzluk sorunu çekenlere yardımcı olabilir, libidoyu artırabilir, doğurganlık ve fiziksel performansın güçlenmesine destek verebilir. Günde ortalama 1 ile 6 mg kök tozu veya 100 ile 200 mg standart özünün iki kez alınması önerilir.

Gingko

Geleneksel Çin tıbbında yaygın olarak kullanılan gingko kan akışı ve metabolizmayı canlandırıcı özelliği ile hafıza, konsantrasyon yeteneklerinin gelişimi üzerine faydalı, ruhsal dengelerinin düzenlenmesi, kan sirkülasyonu, kan basıncı ve Alzheimer’a karşı koruyucu özellikler taşır. Günde ortalama 120 ile 240 mg tüketilebilir.

Ginseng

Çin’in kuzeydoğu bölgelerinde yetişen adaptojenik bit bitkidir. Santral sinir sistemini etkileyerek çevresel ve mental stress ve aşırı yorgunlukla mücadelede yardımcıdır. Kore Ginsengi güçlendirici özelliği en kuvvetli olan türüdür. Hipertansiyon hastaları doctor kontrolünde kullanmalıdır. 100 ile 200 mg’lık dozları günde 2 veya 3 kez düzenli olarak kullanılmalıdır.

Diğer nutriyenler

Likopen


Domates ve karpuz gibi kırmızı renkli sebze ve meyvelerde bulunan likopenin prostat kanseri, astım ve kalp hastalıklarını önleyici etkisi vardır. Kan basıncını da düşürebilen likopenin günde 30 ile 50 mg alınması önerilir. Bu etken madde pişmiş halde çok daha etkilidir. Bu nedenle yemeklere bol domates sosu eklenmesi doğru bir yöntemdir.

Karnitin

Kas ve kemik sağlığı için önemli bir amino asit türevi olan karnitin özellikle yağ kaybına destek sağlayan, metabolizmayı hızlandıran bir destek olarak bilinir. Trigliseridi düşüren, iyi huylu kolesterol kullanımını artıran karnitin için tavsiye edilen kullanım miktarı; günde 1000 ile 4000 mg.

Kuersetin

Sarı, beyaz renkli sebze ve meyvelerin kabuklarında yer alan kuersetin çok iyi bir antioksidan ve anti inflamatuvardır. Kalp sağlığı ve kan basıncı için önemli etkileri bulunan bu desteğin günde 500 ile 1500 mg kullanılması önerilir.


Tıklayınız Yazan:

ŞİFALI BİTKİ SEMİZOTU 03/09/2007

SEMİZOTU(Portulaca oleracea)

 

             Bahçe ve tarlalarda çok sık rastlanan yabani bir bitkidir. Sebze olarak tüketilen semizotunun vücuda faydaları sayılamayacak kadar çoktur. Çok besleyici olan semizotu demir ve C vitamini bakımından zengindir. İrsi kanama hastalıklarında özelikle akciğerlerden ve idrardan gelen kanama rahatsızlıklarında faydalıdır.

                 Semizotu bronşite oldukça faydalıdır ve tıkanmış bronşları açar. Ayrıca midye bağırsak yanmasını giderir; yani o bir antiasittir.Bağırsakları yumuşatır,kabızlığı giderir. Semizotu iyi bir uyku vericidir ve sinir krizleri ile beyin yorgunluğunu giderir.

                 Semizotu diğer önemli tıbbi faydası da dalak tembelliğini ve  tıkanıklığını gidermesidir.

                 Semizotunun en önemli tıbbi faydası da onun bir antidiyabetik doğal bir ilaç olmasıdır. O kandaki şekeri adeta bir kevgir gibi süzer. Bu nedenle diyabetlilerin çiğ olarak veya yoğurtlu, sarımsaklı, cevizli ve zeytinyağı ile hazırlanmış salatası her gün yenmelidir.

                 Ayrıca semizotu idrar söktürücü ve kan temizleyicidir. Kanı üre ve her çeşit toksik maddelerden temizler. Böbrekdeki kum ve taşı döker. İdrar tutukluğunu ve yanmasını giderir. Bilhassa sebze olarak yenildiğinde semizotu fazla kiloları atar.

                 Semizotu deyip geçmiyelim,  hepinize sağlıklı uzun ömürler dilerim...

 

                 Eczacı İbrahim ÖZDOGAN

                



Yazan: EDİTÖR

ENERJİ DEPOSU HARİKA BİTKİ GINSENG 01/09/2007

ENERJİ DEPOSU HARİKA BİTKİ GINSENG

          

               GİNSENG (Panax ginseng): Ginseng türlerinin çoğu Kuzey Amerika ve Asya kökenlidir. 30-50 cm boyunda çok yıllık otsu bir bitkidir. Kökleri kalın ve dallanmış olduğu için insan vücuduna benzetilmektedir. Tedavide 4-5 yaşındaki bitkinin 15-20 cm boyundaki kökleri kullanılır.Ginseng Çince insan kök anlamları taşımaktadır. Bu kökte Triterpenik  Saponozit’ler    ve B grubu vitaminler vardır. Uzak doğu ülkelerinde iki bin yıldan beri tonik ve afrodiziak olarak kullanılmaktadır. Bugün bütün Dünya’da  kullanımı yaygın hale gelmiştir.Birde “Eleutherococcue seaticosus” olarak adlandırılan Sibirya ginseng vardır. Güneydoğuda Asya, Kuzey Çin, Kore ve Japonya da yetişen 4-6m boyunda genç sürgünleri sık dikenli yaşlı dalları ise dikensiz olan bir çalıdır. Bu ginseng köklerinden elde edilen droguna “Radix Eleutherococci” denilmektedir. Bu drog elotrozit B(siringin), sesamin, elotrozit D, elotrozit B1ve eloteran A-G içermektedir. İmmunostimulan (bağışıklık sistemini uyarıcı)dır. Aynı zamanda yorgunluk, bitkinlik gibi fiziksel zayıflıklarda stres giderici olarak, atletik performansı artırmak için kullanılır.

                Bu ginseng aynı zamanda sollunum yolları hastalıklarına karşı koruyucudur. Karaciğerin detoksifiyan  etkisini artırır.

                Günlük hayatımızda ginsengi kullanmamak büyük eksikliktir. Dinç ve dinamik kalmak istiyorsak mutlaka düzenli olarak ginseng kullanmalıyız. Böylece güzel dünyamızı ve yaşamın tatlılığını daha doğru algılayabiliriz.

                

                  Eczacı İbrahim Özdoğan

                


 

 

                


Yazan: Editör

MUCİZE PROSTAT İLACI SAW PALMETTO 01/09/2007

Meraklı biriyseniz bu yazıyı mutlaka okuyunuz;

 

 

MUCİZE DOĞAL İLAÇ

 

(SAW PALMETTO)

 

               Serenoa repens (Saw palmetto , Cüce palmiye) Kuzey Amerika’da kumlu topraklarda yetişen alçak boylu bir çalıdır. Sürünücü rizomdan çıkar ve kısa bir sürgü ve tepesinde sık yaprak demeti bulunur ancak durumu sık tomentoz ve yapraklardan kısadır. Meyve tek tohumlu bakkadır. Meyvesinden elde edilen drogun adı <<Fructus Serenoae repentis>>dir. Bu meyvede yağda  çözünen yağ asitleri esterleri ve fitosteroller bulunur, laurik, linoleik, kaprilik asitleri içerir. Drog başlıca üriner sistem hastalıklarında prostat hipertrofisinde kronik idrar yolları enfeksiyonları, idrar gecikmesi veya aşırı gece idrarı gibi bozukluklarda etkili hatta çok etkili doğa harikası bir ilaçtır.

            Değerli okuyucu ;

            Eğer siz elli yaşını geçmiş bir erkekseniz sizde tıbben iyi huylu prostat hiperplazisi (BPH) olarak bilinen prostat büyümesinin olma olasılığı yüzde ellidir. Siz yaşlandıkça bu olasılıkta yükselir. Bu kolay bir durum değildir.Normal büyüklüğünün iki-üç katı olacak kadar şişmiş bir prostat bezi idrar yolunuzu sıkıştırabilir ve eskisi gibi normal bir idrar yapmanızı engelleyebilir. Belirtiler  geceleğin sık sık idarara çıkmak için kalmak gibi rahatsız edici bir durum ile, idrar çıkışının engellenmesinden kaynaklanan acı ve ereksiyon sorunu gibi ciddi durumlar arasında değişir. Bu habis olmayan bir doku büyümesidir.

           Onu birkaç  yolla tedavi edebilirsiniz. Ameliyat olabilirsiniz bu çok etkili bir çözümdür ancak idrarını tutamama, iktidarsızlık riski taşır. Reçeteli ilaçlar alabilirsiniz,bunlar ya işe yarar yada yaramazlar ama bunlar cinsel dürtünüzü bastırıp sizi iktidarsızda yapabilir. Ayrıca istenmeyen prostat dokusunu yok etmek için lazer yada mikrodalga gibi çeşitli terapileri deneyebilirsiniz. Bazı doktorların önerdikleri gibi ilaçlardan ve ameliyattan mümkün olduğunca uzun bir süre kaçınmak için sadece izleyip bekleyebilirsinizde. Ayrıca belirtilerinde bir bitki alarak da kurtulabilirsiniz ki bu ameliyatı geleneksel reçeteli ilaçların üçte biri kadar olan ve  hemen hemen hiçbir yan etkisi bulunmayan ve Avrupa da yaygın olarak kullanılan bir tedavidir. Bu milyonlarca erkek için yararlı olmuştur.

             Bu doğal ilaç nedir?

             Bu bitkisel ekstre  saw-palmetto bitkisinin kahverengimsi siyah meyvelerinden elde edilir. O uzun zamandır prostat sorunlarının tedavisince kullanılmaktadır. Yirminci yüzyılın ortalarına dek, saw-palmetto A.B.D.’nin Ulusal Kodeksinde büyümüş prostat için bir ilaç olarak yer alıyordu. Şimdi bu bitkinin meyveleri Avrupa’ya ihraç ediliyor ve orada ilaç firmaları tarafından hap yada ekstre olarak üretiliyor. Bunlar İngiltere  de besin takviyesi olarak satılıyor.

              Saw-palmetto  üzerinde yapılan araştırmalar onun doktorlar arasında bilimsel onay ve statü kazanması için yeterli olmuştur ve bu onu Avrupa da en çok satan bitkisel ilaçlardan biri yapmıştır. İnsanlar üzerinde yapılan yaklaşık yirmi deney bu bitkisel ilacı büyümüş prostat tedavisinde yüzde 90’a varan bir başarı ortamına güvenilir kılmıştır. Bu eczacılık ilaçlarının ve cerrahi müdahalenin övünebileceğinden daha büyük bir tevdi gücüdür.

            Alman araştırmacılar 1334 hastaya altı ay boyunca saw-palmetto ekstresi verdiler. Bunlardan yüzde 89’tedaviyi iyi ile mükemmel arasında değerlendirdi. İdrar yapma sıklığı yüzde 37 oranında oluştu geceleri idrar yapma yüzde 54 oranında düştü ve mesaneyi boşaltma becerisi yüzde 50 oranında arttı.

            Saw-palmetto Nasıl Etkili oluyor;

Saw-palmetto nasıl iş gördüğü tam olarak bilinmiyor. En yaygın teori, saw-palmetto’nun erkeklik hormonunu testosteron’un çok aktif bir biçimi olan ve prostatın büyümesinde başlıca etken olduğu düşünülen hidrotestosteron (DHT) düzeylerini düşürdüğüdür. Prostatları büyümüş erkeklerde olağan üstü yüksek düzeylerde DHT bulunmaktadır. Prostat kanseri olan erkekler için de aynı şey geçerlidir. İncelemeler, Saw-palmetto ektresinin DHT üretimini başlatan enzimin bu eylemini engellediğini gösteriyor. Bir başka deyişle o bir hormon zaptedicisidir. Dengelerde etkili olduğu görülen ve tasfiye edilen doz günlük 320 miligramlık standart ekstredir. Bu ya bir defeda yada ikiye bölünerek sabah akşam alınır.

            İncelemeler Saw-palmetto’nun kısa sürede rahatlama sağlayabildiğini gösteriyor. Günde 320 mg ekstre kullanılan bir dengeye göre bu yirmi sekiz   gün gibi kısa bir süredir. Bunu genelde ancak altı ay ile bir yıl kullandıktan sonra dikkatte değer bir etki yapan kimyasal içerikli ilaçlarla  karşılaştırınız. Bununla birlikte Saw-palmetto’nun yararları da genellikle birikim yolluyla artar. Böylece onu daha uzun bir süre kullanmak  daha büyük bir iyileşmeyi vaat eder. Saw-palmetto’yu doktorlar arasında popüler kılan şey hemen hemen hiçbir yan etkisi ve toksisitesi olmamasıdır.

           Ayrıca reçeteli ilaçlarla etkileşime girdiğine dair bir kanıt da yoktur. Almanya’da  prostatlı hastaların yüzde doksanına bitkisel ilaçlar verilmektedir, ve Alman ürologların yüzde 50’si bitki ekstrelerini kimyasal olarak elde edilen ilaçlara tercih etmektedirler.

            UYARI:

            Prostat için kendi kendinize tanı koymanız doğru değildir. Eğer prostat belirtileriniz varsa bir doktora başvurun çünkü bu belirtiler tedavi edilebilir bir kanserde dahil olmak üzere başka sorunların belirtileri olabilir. Saw-palmeeto’yu yada başka bir bitkisel ilacı denemeden önce size kaliteli bir yaşam diliyorum.

 

           Eczacı İbrahim ÖZDOĞAN

          


SAW PALMETTO İÇERİKLİ ÜRÜNLERİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 



Yazan: Editör

SAĞLIKLI KARACİĞER İÇİN DEVE DİKENİ (Milk thistle) 01/09/2007

DEVEDİKENİ

 

(Silybum marianum- Milk thistle)

   

        Özelikle Ege ve Marmara sahil kentlerimizde, boş arazilerde çok rastlanan, 20-150 cm boyunda tek yıllık, otsu bir Akdeniz bitkisidir. Kuzey Afrika ve güney Rusya’da yaygındır. Tıbbi etkisinde sorumlu başlıca bileşik “slimarin “dir. Bu silibin silikristin ve siliadinin’den oluşan bir karışımdır. Karaciğer zehirlenmelerinde (alkol,ilaç,mantar gibi) akut ve kronik hepatitte, sirozda,   sarılıkta ve safra taşlarını gidermede kullanılır. Karaciğer dejenerasyonunu hızlandırır.

        Almanya’da yapılan araştırmaya göre “Milk-thistle” hepatitin sık görülen bir şekli olan ve çoğunlukla bir virüsten kaynaklanan hepatit  B’yi iyileştirmiştir. O, hepatit C’nin tedavisinde de başarılı olabilir, bunu doğrulayacak incelemeler yürütülmektedir.

       Milk-thistle’in siroz üzerindeki en iyi etkisi alkol bırakıldığında  görülmüştür. Zayıf düşmüş bir sirozlu karaciğeri alkolle tahribe devam edip, bir yandan da bir bitkinin sizi kurtarmasını bekleyemezsiniz.Yüksek dozlarda alınan ağrı kesiciler karaciğer hücrelerini tahrip edebilir ve tehlikeli kimyasal maddelerle çalışan ve onların buharını soluyan kişiler için iyi bir haber :Milk-thistle, karaciğeri onların vereceği zararlardan korur. Kronik yangılı hepatit, çoğunlukla karaciğer kanserinin başlangıcıdır. Bu nedenle yangıyı Milk-thistle ile tedavi etmenin, kanserin gelişimini durdurmaya yardımcı olduğu doğrulanmıştır.

        Milk-thistle ayrıca karaciğeri hasta olan insanların hücrelerinde bir başka güçlü antioksidan olan “süperoksit dismutaz’in faaliyetlerini teşvik eder. İlginç bir biçimde bu antioksidan özelikle karaciğerde alkolün ürettiği tahrip edici tipteki serbest  radikal kimyasallarını yok edecek şekilde donanmış görünüyor.

        Bilim adamlarının, Milk-thistle’in kesin olarak ise yaradığını bilmelerinin bir nedeni, onun birçok insanı ölüm başlığı olarak adlandırılan öldürücü “amanit mantarı” yüzünde ölmekten kurtarmasıdır.

         Potansiyel karaciğer hastaları hakkında endişeleriniz varsa, eğer makul ölçüden fazla alkol içiyorsanız, eğer hepatit yada siroz geçirmekteyseniz ve geçirmişseniz, endüstride kullanılan kimyasal maddelerin çevresinde yaşıyorsanız özellikle kirli bir çevrede yaşıyorsanız , eğer karaciğer hasarına neden olabilecek eczacılık  ilaçlarını özellikle belli kolesterol düşürücüleri yada antidepresanları alıyorsanız  “Milk-thistle” kullanmak akıllıca bir harekettir.

 

         Kaliteli yaşam dileğiyle.

         Eczacı İbrahim ÖZDOĞAN

         


Milk Thistle İçerikli Ürünler:

 

                    


 


Yazan: Editör

" C " ve " E" VİTAMİNLERİ İLE İLGİLİ İLGİNÇ TESPİTLER 28/08/2007

          " C " ve " E" VİTAMİNLERİ İLE İLGİLİ İLGİNÇ TESPİTLER


İnsanların birçoğu "C" ve "E" vitaminlerinin faydalarını bilirler. Bizim bu iki vitamine ait vereceğimiz bilgiler oldukça farklı. 
Bu iki vitamin bulabileceğimiz en kuvvetli, en ucuz ve en güvenli kalp ilaçlarıdır. Bu iki vitamini almamak belli bir yaşatan sonra risk oluşturur.

     "C" ve "E" vitaminleri hasta ve tıkalı atardamarları açar, böylece atardamarların normal bir biçimde genişleyip kanın kan hücrelerini besleyecek şekilde akmasını sağlar. Bu iki vitaminin yangıyı önleyici maddeler olarak iş görür ve kötü kolesterol  ve diğer atardamarları tıkayıcı maddelerle savaşarak sertleşmesini yavaşlatmaya, durdurmaya hatta düzetmeye çok yardımcı olurlar.

  Tüm bunları böylesine heyecan verici kılan şey bu vitaminlerin, atardamarlarımız hastalanıp tıkandıktan sonra bile bizi kurtarabilecekleri gerçeğidir.

  Lipid birikiminin miktarı ne olursa olsun eğer atardamarlarınızı açık tutabilirseniz, bir kalp krizi geçirme olasılığınız çok daha azdır. "C" ve "E" vitaminleri güçlü antioksidanlardır, bu onların serbest radikaller denilen kimyasal maddelerin yıkıcı faaliyeni engelleyebilecek anlamalına gelir.

   Yeni araştırmalarda "C" vitamini, atardamarların damar işlevlerine bağlı kalp krizlerini ve anjina’ya yol açan  anormallikleri hızla düzeltiği kaydedilmiştir. 

     Ayrıca "C" vitamini  kötü LDL kolesterolü düşürüyor. "C" vitamini güçlü bir damar genişleticidir ve bu yolla kalp hastalığı ile ilgili mücadelede önemli bir yöntemdir.

   "E" ve "C" vitaminleri  gerekenden çok daha yüksek dozda bile, bilinen en güvenli maddelerdir. Her iki vitaminde uzun vadeli toksisitesi yoktur.   

  "E" ve "C" vitaminlerinde dahil olmak üzere, antioksidan vitaminler; kanser, astım, kısırlık, şeker hastalığı, artrit, dejeneratif   göz hastalıkları, Parkinson ve Alzheimer gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanılır.

  Yüksek dozda "E" vitamini [günlük 1000 ıu] şeker hastalarında kan şekerini normale döndürmüştür. "E"ve "C" vitaminleri de dahil olmak üzere antioksidan bileşimler kataraktın ve yaşlanmaya bağlı bazen körlükle sonuçlanan ciddi bir göz hastalığı olan "maküler dejenerasyon" nun ilerlemesini yavaşlatmasdır.

   Tüm bunları gözönüne alarak beslenme planınızda "C" ve "E" vitaminleri içeren gıdalara geniş yer vermek gereklidir.

 

   Sağlıklı yaşam dileklerimle...

   Eczacı İbrahim Özdoğan

  


Vitamin İçerikli Ürünleri İncelemek İçin Tıklayınız

 

 


Yazan: EDİTÖR

ÇATLAKLARIN DOĞAL ÇÖZÜMÜ 28/08/2007

ÇATLAKLARIN  DOĞAL ÇÖZÜMÜ

          Çatlaklar cildin aşırı gerilmesi sonucu derideki elastik dokunun kırılması ile  oluşur. Başlangıçta kırmızı ile mor arası bir renkte olan büyüklü küçüklü bu çizgiler zamanla sedefli beyaz bir renge dönüşür. En çok karın, kalça ve göğüslerde görülen çatlakların oluşumuna önemli kilo değişimleri hamilelik gibi  durumlar neden oluyor.

           Ciltteki çatlak  oluşumlarını ısrarlı bir bakımla engellemek mümkün. Cildinizi her gün bir kremle nemlendirin. Kremler hemen çatlamaya karşı cilde gereksinim duyduğu suyu verecek hem de cildin esneme kapasitesini artıracaktır.

           Bol bol  su için A ,E ve C vitaminleri yönünden zengin yiyeceklerle beslenin. Mümkünse bu vitaminleri ihtiva eden doğal ürünler alın. Spor yapın, düzenli yürüyün, normal uykunuzu alın, kısa süreler içinde kilo alıp vermemeye çalışınız.

 

           Eczacı İbrahim ÖZDOĞAN

          


ÇATLAKLARDA KULLANILAN ÜRÜNLERİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ


Yazan: EDİTÖR

Dogalecza.com


- Şirket Bilgileri
- Bize Ulaşın
- Teslimat Şartları
- Eczacı Gözüyle

- Dr. a Sorular
- Güvenli Alışveriş
- Müşteri Hizmetleri
- Ödeme Seçenekleri


Ambrosia Plaza Ufuk Üniversitesi Cd 18/15
Çukurambar Çankaya ANKARA
Tel:0 312 220 3 555 Fax:0 312 220 32 85
iletisim@dogalecza.com


Dogalecza.com © Copyright 2010
Omeb Grup Her Hakkı Saklıdır
 

Ürünler ile ilgili bilgiler sadece bilgilendirme amaçlı olup, kullanımına yönelik hiçbir taahhüt ve tavsiye yerine geçmez.
Ürünler beslenme destek/kozmetik ürünleri olup, ilaç değildir, tedavi amaçlı olarak kullanılmaz. Ürünlere ait bilgiler üretici/ithalatçı firmaların sitelerinden derlenmiştir.